 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | transcend | f. üstüne çıkmak, faik olmak; geçmek, aşmak; üstün gelmek. transcendence, -cy i. üstünlük, üstün gelme.... |
| | codling | (i). morina yavrusu; (ing). birkaç çeşit elma; ham elma. codling moth bir çeşit meyva kurdu, (zool). Carpocapsa pomonell... |
| | tankage | i. havuz veya depoya doldurma; havuz doldurma ücreti; havuz veya depo istiap hacmi; mezbaha artıkları.... |
| | incriminate | f. suçlamak, suç yüklemek. incrimina'tion i. suçlama. in criminatory s. suçlama kabilinden, üstüne atıcı.... |
| | snarl | f., i. dolaştırmak, dolaşmak, çapraşık bir hal almak; karmakarışık hale getirmek; i. dolaşma; çapraşık düğüm. snarly s. ... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | temsil | representation. acting. stage play. presentment.... |
| | gemi | ship. boat. craft. vessel. bark. keel. hijacker. sail.... |
| | illegal | A violation of an architecture rule that an implementation is required to report See also unpredictable. not in accordan... |
| | imam | Leader of a prayer; may also be employed or appointed head of a Mosque.... |
| | mayın | mine (an explosive. mine.... |
|
|
|
 |
|
 |
|