 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | baluster | (i). merdiven veya taraçanın kenarındaki tırabzanı meydana getiren küçük direklerden her biri. balustered (s). parmakIık... |
| | supple | s., f. yumuşak, kolayca eğilip bükülebilir, elastiki, esnek; uysal, yatkın, başkalarının suyuna giden; f. yumuşatmak. s... |
| | misdeal | f. (-dealt) i. iskambil kâğıtlarının yanlış dağıtmak; i. yanlış dağıtma.... |
| | temper | f. yumuşatmak, hafifletmek: ölçülü hale getirmek, tadil etmek, ıslah etmek: kıvama getirmek; su karıştırıp yoğurmak (ba... |
| | xenon | i., kim. ksenon.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | şuurlu | conscious.... |
| | tombul | chubby. fat. rotund. plump. plump. buxom.... |
| | dikdörtgen | rectangular. rectangle.... |
| | gıdıklanma | tickle.... |
| | beceriksiz | clumsy. impractical. maladroit. left-handed. inexpert. resourceless. awkward. bungling. duff. feckless. fumbling. gauche... |
|
|
|
 |
|
 |
|