 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | paris | i. Paris sehri; Truva kralı Priam'ın oğlu. Paris blue koyu mavi; mavi boya. Paris green arsenikli olup böcek öldüren ... |
| | pass | f. üstünden, içinden veya yanından geçmek; geçirmek; gezdirmek, dolaştırmak; geçirmek (zaman); söz vermek; huk. hüküm ... |
| | sharpwitted | (s.) zeki, şeytan gibi.... |
| | rumor | i., f. şayia, havadis, söylenti; dedikodu; f. yaymak, dile vermek, dedikodu çıkarmak.... |
| | trefoil | i. yonca; mim. binalarda yonca şeklinde süs. bird'sfoot trefoil gazel boynuzu, bot. Lotus corniculatus; söküotu, bot. O... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | yaralı | injured. scarred. sore. stricken. wounded. casualty.... |
| | teselli etmek | comfort. condole. console.... |
| | malt | Relating to, containing, or made with, malt.... |
| | optik | optics. optical.... |
| | yatalak | permanently bedridden. bed ridden. confined to bed. confined. invalid. laid up. sick- abed.... |
|
|
|
 |
|
 |
|