 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | gusty | (s.) kesik kesik; rüzgarlı, fırtınalı.... |
| | hash | (i.), (f.) tavada pişirilen kıymalı patates; karmakarışık şey; berbat olmuş şey, bozulmuş şey; argo haşiş; (f.) et kıy... |
| | chevalier | (i). şövalye, atlı süvari; lejyon donör gibi nişan veya rütbe sahibi; kahraman ve mert kimse.... |
| | enforce | f. mecbur etmek, icbar etmek; zorla almak veya yaptırmak; uygulamak, tatbik etmek, yerine getirmek, yürütmek; kuvvetle... |
| | kingfish | i. büyük uskumru; (A.B.D.), k.dili kodaman, bir mahalle veya partinin kuvvetli adamı.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | Bask | To warm by continued exposure to heat; to warm with genial heat. be exposed; 'The seals were basking in the sun'.... |
| | kalp ağrısı | heartache.... |
| | mamul | made of. manufactured from. product. manufacture ürün.... |
| | limitet ortaklık | limited partnership.... |
| | sim | A module form factor frequently used for memory modules, which are also know as single-in-line memory modules SIMs provi... |
|
|
|
 |
|
 |
|