 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | walk | f., i. yürümek, yürüyerek gitmek, yaya gitmek; davranmak, hareket etmek; yürütmek, yavaş gezdirmek; beraberinde yürüyüş... |
| | recognizance | (i.) (huk.) taahhütname; kefalet; tanıma. recognizant (s.) tanıyan, bilen.... |
| | unmixed | s. karışmamış, karıştırılmamış, saf.... |
| | point blank | i.,s.,z. doğrudan doğruya hedefe yapılan atış;s. yatay olarak atılan; doğrudan doğruya atılabilecek kadar yakın;açık,aşi... |
| | arsenate | (i)., (kim). arsenik asidinden bir tuz.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|