 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | still | i., f. imbik; rakı fabrikası; f. imbikten çekmek, taktir etmek.... |
| | civic | (s). şehre ait, belediye ile ilgili; yurttaşlık ile ilgili. civic center hükümet binaları, mahkeme, kütüphane veya gale... |
| | penchant | i. eğilim, meyil, temayül; siddetli arzu, işler durumda, nüfuz edici şekilde, etkileyici bir surette.... |
| | basis | (i). kaide, temel; menşe, kaynak; ana prensip.... |
| | blatant | s. bödüren; yüksek sesle bağıran; kaba, açık, bariz, aşikâr.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | lift | A lift gate.... |
| | çalıştırmak | run. to operate. to run. to use. to employ. to tutor. actuate. start running. start up. work.... |
| | şifahi | oral. verbal. orally. parol. viva voce.... |
| | ahret | afterlife. hereafter. the hereafter. the next world. the great beyond.... |
| | koordine | coordinated.... |
|
|
|
 |
|
 |
|