 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | swaddle | f., i. kundağa sarmak (çocuk); i. kundak. swaddling band kundak bağı. swaddling clothes kundak takımı, kundak; bebeklik ... |
| | salutary | s. sıhhate yaravan, sıhhi, faydalı, hayırlı, yararlı. salutarily z. sıhhate yararlı olarak, faydalı olarak. salutarine... |
| | rockfish | i. bir çeşit kayabalığı.... |
| | face | yüzüne bakmak; yönelmek; karşılamak, karşı karşıya gelmek, yüz yüze gelmek, karşısında olmak; cesaretle karşılamak;iskam... |
| | plum | i. erik; erik ağacı; bonbon, şekerleme; çeşitli tonlarda mor renk; arzulanacak şey. plum pudding üzüm ve baharatlı Noel... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | tundra | Almost treeless plains next to the polar ice All but the top few inches of soil are permanently frozen.... |
| | aristokrat | aristocrat. blue blood. silk stocking. upper- crust.... |
| | inanış | belief.... |
| | baston | See Baton.... |
| | açılmak | to be opened. to become wider / larger. to expand. to be inaugurated. to begin. to recover to clear up. to put to sea. t... |
|
|
|
 |
|
 |
|