 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | terminal | (s.), (i.) uçta veya sonda olan veya bunlara ait; (bot.) dal veya sapın ucunda bulunan; demiryolunun başına ait; belir... |
| | rep. | kıs. report, representative.... |
| | champaign | (i)., (s). ova, düzlük arazi, kır; (s). düz ve açık.... |
| | yawn | f., i. esnemek; açık ve dipsiz gibi görünmek (uçurum); esneyerek söylemek; i. esneyiş. yawn'ing gulf derin ve dibi görün... |
| | preliminary | s., i. başlangıç olan, hazırlayıcı, ilk, ön; i., çoğ. başlangıç, ön hazırlık; eleme maçı; üniversitede ön sınav, yete... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | sarkık parça | flap.... |
| | lift | A rope leading from the masthead to the extremity of a yard below; used for raising or supporting the end of the yard.... |
| | aksu | cataract.... |
| | acuze | hag.... |
| | gerekmek | be necessary. require. be required. need. be essential. call for. necessitate. suppose. supposed to.... |
|
|
|
 |
|
 |
|