 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | justification | i. haklı çıkarma veya çıkma, mazur gösterme; huk. iftira davalarında sanığın iddialarının doğruluğunu ispat etmesi; ma... |
| | subminiature | s. küçültülmüş bir şeyden daha ufak.... |
| | poke | i. itme, dürtme; dirsek vurma; ağır ağır hareket eden kimse; k.dili tekme; hayvanların çitlerden geçememeleri için bo... |
| | prima facie | Lat. dış görünüşe göre, yüzünden, ilk bakışta. prima facie evidence huk. karşıtı ispatlanıncaya kadar geçerli olan del... |
| | botanic, botanical | s. bitkibilimsel, botaniğe ait; bitkisel. botanically z. botanik bakımmdan.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | jübile | jubilee.... |
| | acemilik | inexperience. verdancy. clumsiness. awkwardness. rawness. greenness. ineptitude. muff.... |
| | kıpır kıpır | in a fidgety way.... |
| | kent | a county in southeastern England on the English Channel; the first to be colonized by the Romans.... |
| | senet | bond. deed. note. obligation. voucher. promissory note. iou. title deed. receipt. bill.... |
|
|
|
 |
|
 |
|