eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

Türkçe English
1-yükseklik height. altitude. elevation. gradient. high ground. levelling up.
2-yüksek high. eminent. great. high- level. lofty. moor. noble.
3-yükseklik altitude. elevation. extent. height. highness. loftiness. rise. steepness. swell. acro-.
4-yüksek ses blare.
5-yüksek basınç high pressure.
6-yüksek fırın blast furnace.
7-yüksek sosyete beau monde.
8-yüksek fırın blast furnace.
9-yüksekokul academy. college. college of further education.
10-yüksekokul academy. college. university. high school.
11-yükseköğretim higher education.
12-yükseklik eminence. headroom. height.
13-yüksek elevated. exalted. high. highrise. lofty. loud. spheric. stately. superior. tall. acro-. hyper-. above. over.
14-yüksek dominant. eminent. grand. high. lofty. noble. precipitous. rarefied. superior. tall.
15-yüksek lisans master.
16-yüksek sosyete best parts. exclusive social circles. fast society. high society.
17-yüksek gerilim high voltage.
18-yüksekokul junior college.
19-yüksek basınç high pressure.
20-yüksek fiyat high / huge / long / peak / top price.
21-yüksek ses clarion. cry. storm.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
lowEng > Tr22:35:28
urselfEng > Tr09:33:26
FAKEEng > Tr20:05:33
poşibilitiesEng > Tr09:10:23
ÇĞIEng > Tr09:09:51
ALAYTr > Eng21:03:02
oto tamırEng > Tr17:23:48
kamılEng > Tr13:18:35
takdir etmekTr > Eng16:34:56
hakkını vermekTr > Eng16:34:34
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
trek f. (-ked, -king) i. yük arabası çekmek; Güney Afrika'da öküz arabası ile göç etmek, hicret etmek; güçlükle gitmek; i....

systematize ,tise (İng.)f. düzen vermek, usul veya kurallara uydurmak, sistematik hale koymak, sistemleştirmek. systematiza'tion i. düzen...

univocal s. i. tek anlamlı (kelime)....

baculine (s). değneğe veya değnekle cezalandırmaya ait...

approbate (f). resmen tasvip etmek, onaylamak....

martingale i. şahlanmasına engel olmak için beygirin dizgin veya geminden kolanına bağlanan kayış. martingal kayışı; den. cıvadra...

transcendent s. üstün, faik; âlâ; insan aklından üstün. transcendently z. üstün olarak. transcendentness i. üstünlük, faiklik....

blaspheme f. küfretmek, sövüp saymak, okumak. blasphemer i. kâfir kimse blas'phemous s. kâfir, zındık. blas'phemously z. kafirce. ...

resident s., i. oturan, sakin, mukim; yerleşmiş; aslında bulunan; gelip geçici olmayan (kuş); i. bir yerde oturan kimse, yerli; ...

horny boynuz gibi boynuzdan veya boynuza benzer bir maddeden yapılmış boynuzlu argo şehvetli hornyhanded elleri nasırlanmış

TürkçeEnglish
sedir cedar....

trampa trade-in. barter. bartering. change of goods. swap. trade. traffic....

run To be charged with, or to contain much of, while flowing; as, the rivers ran blood....

kefaletname guaranty. bond. surety bond. bail bond. deed of suretyship....

alt sınıf low class....

bir nebze a bit. a little bit. a tiny bit. ray. smidgen....

mutsuz dismal. joyless. lugubrious. moody. seedy. unhappy....

opus This represents a single-composer publication, not necessarily the chronological order....

çırılçıplak stark naked. in the nude. in the buff....

kus disgorge