| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | trek | f. (-ked, -king) i. yük arabası çekmek; Güney Afrika'da öküz arabası ile göç etmek, hicret etmek; güçlükle gitmek; i.... |
| | systematize ,tise | (İng.)f. düzen vermek, usul veya kurallara uydurmak, sistematik hale koymak, sistemleştirmek. systematiza'tion i. düzen... |
| | univocal | s. i. tek anlamlı (kelime).... |
| | baculine | (s). değneğe veya değnekle cezalandırmaya ait... |
| | approbate | (f). resmen tasvip etmek, onaylamak.... |
| | martingale | i. şahlanmasına engel olmak için beygirin dizgin veya geminden kolanına bağlanan kayış. martingal kayışı; den. cıvadra... |
| | transcendent | s. üstün, faik; âlâ; insan aklından üstün. transcendently z. üstün olarak. transcendentness i. üstünlük, faiklik.... |
| | blaspheme | f. küfretmek, sövüp saymak, okumak. blasphemer i. kâfir kimse blas'phemous s. kâfir, zındık. blas'phemously z. kafirce. ... |
| | resident | s., i. oturan, sakin, mukim; yerleşmiş; aslında bulunan; gelip geçici olmayan (kuş); i. bir yerde oturan kimse, yerli; ... |
| | horny | boynuz gibi boynuzdan veya boynuza benzer bir maddeden yapılmış boynuzlu argo şehvetli hornyhanded elleri nasırlanmış |
|
|
| Türkçe | English | | sedir | cedar.... |
| | trampa | trade-in. barter. bartering. change of goods. swap. trade. traffic.... |
| | run | To be charged with, or to contain much of, while flowing; as, the rivers ran blood.... |
| | kefaletname | guaranty. bond. surety bond. bail bond. deed of suretyship.... |
| | alt sınıf | low class.... |
| | bir nebze | a bit. a little bit. a tiny bit. ray. smidgen.... |
| | mutsuz | dismal. joyless. lugubrious. moody. seedy. unhappy.... |
| | opus | This represents a single-composer publication, not necessarily the chronological order.... |
| | çırılçıplak | stark naked. in the nude. in the buff.... |
| | kus | disgorge |
|
|
|