 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | decent | (s). terbiyeli, nazik, nezih, temiz, iyi. decently (z). terbiye ölçüsünde; nezih bir şekilde; yeteri kadar.... |
| | stiver | i. ufak bir Hollanda parası; önemsiz şey.... |
| | broken | bak. break; s. kırılmış, parçalanmış, yarılmış, yarık, kırık (çizgi); eksik, parçaları kırılmış (çay, yemek takımı); ihl... |
| | observable | (s.) görünür; öIçüIür; izlenebilir; incelemeye değer, dikkat etmeye değer; görülür, ayırt edilebilir. observably (z.)... |
| | acidosis | (i)., (tıb). asidoz, özellikle şeker hastalığında kanın asitli hali.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|