 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | heresy | (i). dince kabul olunmuş inançlara aykırı düşünce, dalalet; hakim olan felsefi veya siyasi doktrinlere karşı gelen düşün... |
| | inferior | s, i. aşağı; adi, bayağı; mevki veya rütbede aşağı; ikinci derecede, ehemmiyeti az; astr. güneş ve dünya arasında olan... |
| | comical | (s). komik. comically (z). gülünçlü olarak.... |
| | inarm | f. kucaklamak, kolları arasına almak.... |
| | guillotine | (i.), (f.) giyotin; kağıt bıçağı; (tıb.) bademcik makası; (ing.) (pol.) muzakere tahdidi; (f.) giyotin ile idam etmek ... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | zamklanmak | to be glued. to be pasted. to be fastened together with glue or paste. to be coated or smeared with glue or paste.... |
| | saman | straw. straw. chaff. hay. fodder. halm. haulm.... |
| | pul | stamp. scale. flake. lamina. lamella. spangle. washer. rove. squama. tinsel. trichome.... |
| | barışçı | pacific. pacifist. peaceful.... |
| | vitamin | vitamin. vitamine.... |
|
|
|
 |
|
 |
|