 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | hurdle | i., f. yarışlarda kullanılan engel veya çit; engelli yarış; seyyar ağıl; İng. dallardarı sepet gibi örülmüş portatif pa... |
| | belt | f. kemer bağlamak; kuşatmak; etrafını çevirmek; kayışla dövmek. belted s. kuşaklı, çemberlenmiş. belting i. kayış; kayış... |
| | semiotic | s. işaretlere veya işaretler ilmine ait; hastalık arazına ait.... |
| | cosmopolite | (i). kozmopolit kimse, dünya vatandaşı; dünyanın birçok kısımlarında rastlanan hayvan veya fidan.... |
| | hell, hell | (i)., ünlem cehennem; azapçekilen yer; ünlem Kahrolsun! a hell of a lot argo çok fazla. be hell on argo zararlı olmak;... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | ayla | corona. halo. nimbus.... |
| | yakınsama | convergence.... |
| | tazmin | restitution. satisfaction. indemnification. compensation.... |
| | eskiden | formerly. once. in the old days. in the past.... |
| | kostümlük | material fit for making a suit. suiting.... |
|
|
|
 |
|
 |
|