 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | hamal | (i.) hamal.... |
| | bull's-eye | i. nişan tahtasının ortası, hedef merkezi; tam hedefe rastlayan kurşun; kısa odaklı mercek; siklon fırtınasının merkezi.... |
| | spinnaker | i. üç köşe büyük yarış yelkeni.... |
| | moil | f., i. çalışıp didinmek, çok zor işle uğraşmak; i. ağır iş; karışıklık, kargaşa, gürültü.... |
| | thud | i., f. (-ded, -ding) ağır düşme sesi; gümbürtü; güm diye ses çıkaran vuruş; f. güm diye ses çıkarmak.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | partner | The organisation in the project country with which the funding agency collaborates to achieve mutually agreed upon objec... |
| | dengelemek | balance. cancel. equate. offset. scale. to balance. to poise.... |
| | lotus | native to eastern Asia; widely cultivated for its large pink or white flowers. annual or perennial herbs or subshrubs. w... |
| | kurt masalı | excuses that don't hold water.... |
| | burgu | corkscrew. wimble.... |
|
|
|
 |
|
 |
|