 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | sunrise | i. gündoğumu, güneş doğuşu; sabah.... |
| | pasquinade | i., f. herkesin görebileceği bir yere yapıştırılmış hakaretli hicviye; f. hakkında hakaretli hiciv yazmak.... |
| | vibrate | f. titremek; sallanmak, sakınmak; duraksamak, tereddüt etmek; titretmek, sallandırmak. vibratile s. titrek titreyen.... |
| | apodosis | (i)., (gram). şart cümlesinin ikinci kısmı, ceza.... |
| | ripper | i. kesici şey veya kimse, yarıc şey veya kimse; dikiş sökmeye mahsus alet; (ing),( argo) çok hoşa giden şey; çok mükemme... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | rodeo | This is a display of skill in 'bronco busting' and roping that began in the 1870s.... |
| | tabi | certainly. subject. sure. surely. dependent. servant. subordinate.... |
| | itirafçı | shriver.... |
| | sert içki | strong drink.... |
| | magma | Any crude mixture of mineral or organic matters in the state of a thin paste.... |
|
|
|
 |
|
 |
|