| English | Türkçe |
| fabulist | (i). hayal unsuruna dayanan hikâyeler yazan kimse; yalan uyduran kimse.... |
|
| bunting | i. süs ve işaret flamaları için kullanılan pamuklu kaba kumaş, bayrak bezi; bir geminin bütün flamaları; kiraz kuşu, zoo... |
|
| unfathomable | s. derinliklerine varılamaz, anlaşılmaz, kavranılamaz.... |
|
| tacky | s. yapışkan (boya, zamk).... |
|
| score | i., f. oyunda her iki tarafın kay dettiği sayı veya puan; sayı yapma; sebep; çizgi, işaret; çetele kertiği; çetele kert... |
|
| whipcord | i. sırım, firavun sicimi; kabarık çizgili bir çeşit kumaş.... |
|
| augment | (i). zam, ilâve; ilâve harf veya hece (Yunan, sanskritçe v.b. gibi dillerde).... |
|
| doppelganger | (i)., (Al). hayatta olan bir kimsenin eşruhunu taşıdığı tasavvur edilen ve yalnız o kimseye görünen hayalet.... |
|
| monrovia | i. Monrovia, Liberya' nın başkenti.... |
|
| wrinkle | buruşuk cilt kırışığı dili metot teknik buruşturmak buruşmak kırışmak new wrinkle yeni uygulanan yöntem wrinkly buruşuk kırışık |
|