 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | homogenize | f. mütecanis hale getirmek; homojenize etmek; dövüp kıvamına getirmek. homogeniza'tion i. mütecanis hale getirme. hom... |
| | limitless | s. sınırsız, sayısız, son derece.... |
| | kobold | (i.) Almanya'da yerin altındaki kıymetli madenleri korumakla görevli olduğu sanılan bir cin.... |
| | redbaiting | (i.) ispatsız olarak komünistlikle suçlama.... |
| | squaw | i. Kuzey Amerika kızılderilisi kadın; (argo) kız kadın. squaw man kızılderili bir kadınla evlenip onun kabilesinde yaş... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | alaylı | ironic. sarcastic. sardonic. scornful. disdainful. derisive.... |
| | kalpsiz | heartless.... |
| | serbestlemek | to breathe easily. to feel relieved.... |
| | doğramacı | carpenter. carpenter who makes woodwork. joiner. house carpenter. woodworker. rough carpenter. door maker. door fitter. ... |
| | ordinaryüs | senior professor holding a chair in a university. professor in ordinary.... |
|
|
|
 |
|
 |
|