| English | Türkçe | | baconian | (s)., (i). İngiliz âlim ve filozofu Francis Bacon'a veya doktrinlerine ait; (i). Bacon felsefesine bağlı olan kimse. Bac... |
| | detonate | (f). patlamak, patlatmak, infilâk etmek. detona'tion (i). patlama, infilak.... |
| | archives | (i)., (çoğ). arşiv, devletin evrak hazinesi. archival (s). arşive ait. ar'chivist (i). arşiv müdürü veya bu işlerle meşg... |
| | discophile | (i). plak toplamaya ve incelemeye meraklı kimse.... |
| | fecundate | (f). gebe bırakmak, döllemek, ilkah etmek; verimli bir hale getirmek, bereketlendirmek, mümbitleştirmek. fecunda'tion (... |
| | single | f., gen. out ile seçmek, ayırmak; birer birer almak; beysbol. vurucuyu birinci kaleye ulaştıran vuruşu vurmak.... |
| | snowworm | i. kar kurdu.... |
| | glenoid | s., anat. oyuklu, çukursu.... |
| | fast | (s)., (z). çabuk, tez, seri, süratli; ileri;ahlaksız, eğlenceye düşkün; sıkı, sabit, yerinden oynamaz, çıkmaz; sadık; me... |
| | such | bunun gibi böyle şöyle öyle such and such filan such one filan kimse öyle biri ki such as gibi meselâ örneğin such as it is her nasılsa kötü veya değersiz olmakla beraber as such böyle olmak sıfatıyla bu sıfatla haddi zatında sadece |
|
|