| English | Türkçe |
| key | f. kilitlemek; mak. tutturmak; kilit taşını yerleştirip kemeri tamamlamak; kitapta bakılması gereken yeri gösteren not ... |
|
| confute | (f). tekzip etmek, yalanlamak, aksini ispat etmek, (bir iddiayı) çürütmek; (karşısındakini) susturmak.... |
|
| gingham | i. alaca dokuma, çizgili pamuklu kumaş.... |
|
| subordinate | s., i. aşağı alt, küçük, ikincil; tabi; gram. bağlı; i. ast; ikinci derecede memur. subordinate clause gram. bağımlı ... |
|
| untruthful | s. yalan, uydurma; yalancı. untruthfully z. yalanla. untruth fulness i. gerçeksizlik.... |
|
| betterment | i. Islah, iyileşme; huk. gayri menkul üzerinde yapılan devamlı Islahat ve masraflar; bir gayri menkulün, yol açılması gi... |
|
| forcemeat | (i). baharatlı kıyma.... |
|
| specialty | i. özellik, hususiyet; spesiyalite; ihtisas, uzmanlık; huk. mühürlü sözleşme. specialty of the house lokantanın spesya... |
|
| talk | f., i. konuşmak, söylemek; lakırdı etmek, laf etmek; müzakere etmek, görüşmek; (A.B.D.), k.dili. gammazlamak; k.dili. h... |
|
| incidental | rastlantıya bağlı tesadüfi arızi dıştan gelen doğal olarak takip eden incidentally tesadüfen fazladan aklıma gelmişken |
|