 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | leadswinging | (i.), (İng.), argo bir iş yapmaz olma, slang havyar kesme.... |
| | thrill | f., i. heyecan vermek, heyecanlandırmak, tesir etmek; müteessir olmak; heyecan veya teessürle titremek; i. heyecan, hal... |
| | either | (s)., zam, (bağ). ikisinden biri, ya o ya bu, iki, her iki, her; (bağ). ya, de. Either he is talking or he is singing.... |
| | tactile | s. dokunma duyusuna ait; dokunulur, el ile tutulur. tactil'ity i. el ile tutulabilme, dokunulma.... |
| | place | f. koymak, bir yere koymak, yerleştirmek; bir memuriyete veya işe koymak; vermek, yatırmak (para); atamak, tayin etmek;... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kalıplaşmış | stereotyped. clichéd.... |
| | tren | A fish spear.... |
| | boks | fistic. fistical. boxing.... |
| | el koymak | commandeer. confiscate. impound. seize. sequestrate.... |
| | açılış töreni | operating ceremony. inaugural ceremonies.... |
|
|
|
 |
|
 |
|