 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | void | s., i., f. hükümsüz; boş, hali, ıssız; manasız; faydasız, kullanılmayan, hayırsız; i. boşluk; vakum; boş yer; f. hüküm... |
| | able | (s). güçlü, muktedir, kadir; istidadı olan, hünerli, becerikli; yetkili able-bodied (s) vücudu sağlam olan güçlü abl... |
| | coddle | (f). yavaş yavaş kaynatmak; fazla hisli davranmak; ihtimam göstermek, üstüne titremek.... |
| | shortstop | (i)., beysbol ikinci ile üçüncü minder arasında oynayan oyuncu.... |
| | optimize | f. en iyi şekilde kullanmak, en çok istifade etmek.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | ışınlama | radiation.... |
| | bindi | Body treatment combining exfoliation, herbal treatment and light massage.... |
| | fenomen | phenomenon. phenomenon olay. olgu. görüngü.... |
| | muhterem | reverend. venerable. respected. estimable saygıdeğer. sayın.... |
| | poster | An inexpensive way to decorate a dormroom while making people think you've been to foreign lands and done things you nev... |
|
|
|
 |
|
 |
|