| English | Türkçe | | knotty | (s.) düğümlü, düğüm düğüm; karışık; güç; dolaşık; sert ve budaklı. knottiness (i.) karışıklık.... |
| | repressive | s. bastırıcı, engelleyici; sıkıcı. repressively z. engelleyerek.... |
| | osteoma | i. (çoğ. -s, -mata) tıb. kemik dokusunda meydana gelen tümor.... |
| | thundering | s. gürleyen; uğultulu; k.dili. çok büyük, daniska. thunderingly z. gürleyerek.... |
| | troy | i. Truva.... |
| | latin quarter | Paris'te talebe ve ressamların oturdukları semt.... |
| | phosphorous | s., kim. fosforlu.... |
| | moron | i. kısmen geri zekâlı kimse; k.dili kuş beyinli kimse, ahmak kimse.... |
| | jaw | i., f. çene; çoğ. ağız; mengene gibi aletlerin karşılıklı iki parçasından biri; (argo) laf, çene çalma; f., (argo) çen... |
| | companionate | arkadaş gibi müşterek |
|
|