| English | Türkçe | | very | s. z. tam, hakiki, ta kendisi; mutlak, kati; hususi, belirli; aynı, tıpkısı; bile, hatta; z. pek, çok, ziyadesiyle. He ... |
| | xylem | i., bot. odunsu doku.... |
| | pathfinder | i. yol açan kimse, kaşif.... |
| | freakish | (s). acayip, garip; hilkat garibesi kabilinden; kaprisli. freakishly (z). beklenmedik bir şekilde. freakishness (i). ac... |
| | airing | (i). havaya gösterme, hava alma, gezinti; açığa vurma.... |
| | scene | i. manzara; sahne; sahne dekoru, mizansen; bir olayın geçtiği yer ve şartlar; perde; hikâyede olayların geçtiği yer. s... |
| | flourish | (f)., (i). serpilmek, gelişmek, büyümek, neşvünema bulmak, inkişaf etmek; başarı kazanmak, muvaffak olmak, zenginleşme... |
| | stork | i. leylek, zool. Ciconia ciconia black stork kara leylek, zool. Ciconia nigra.... |
| | morale | i. maneviyat, manevi güç, moral; ahlak.... |
| | daltonism | tıb Dalton hastalığı renk körlügü |
|
|