| English | Türkçe |
| roughhouse | i., f., (argo) gürültü patırtı; f. gürültü patırtı çıkarmak.... |
|
| indirect | s. dolaşık, dolambaçlı, doğru olmayan, dolaylı; hile türünden; dolaylslyla olan; doğrudan doğruya olmayan, araçlı. ind... |
|
| aril | (i)., (bot). bazı tohumların etrafında bulunan kese şeklinde ince zar.... |
|
| comic | (s)., (i). güldürücü, gülünç, komik; komedi ile ilgili; (i). komedi oyuncusu. comics, comic strip karikatür şeklinde hik... |
|
| creosote | (i)., (kim). kreozot, katran ruhu.... |
|
| article | (f) maddeler halinde tertip etmek; madde madde şikayetleri içine alan bir dilekçe vasıtasyyla bir kimseyi dava etm... |
|
| yeomanry | i. köy ağaları, küçük toprak sahipleri; İng. (eski) çiftçilerden meydana gelen gönüllü süvari alayı.... |
|
| koksaghyz | (i.) kök sakız, (bot.) Taraxacum koksaghyz.... |
|
| caldera | (i)., (jeol). volkanik patlama sonucu meydana gelen büyük çöküntü.... |
|
| caravan | kervan üstü kapalı büyük yolcu veya yük taşıyan araba kamyon ing arabanın arkasına takılarak çekilen tekerlekli seyyar ev |
|