| English | Türkçe |
| pouch | f. torbaya koymak, cebe indirmek; yutmak; torba veya kese husule getirmek.... |
|
| propinquity | i. yakınlık, hısımlık, akrabalık.... |
|
| suit | i., f. takım elbise tayyör, kostüm; mayo; dava hukuk davası; iskambilde takım; kur; f. uydurmak; uygun gelmek; işini gö... |
|
| shook | (i)., (f). fıçı veya sandık yapmak için hazırlanmış malzeme; başak demetleri kümesi; (f). fıçılık tahtaları demet halin... |
|
| rapparee | (i.) 17. yüzyılda İrlandalı gerillacı; (nad.) haydut, korsan.... |
|
| earlap | (i). kulaklık; kulak memesi, kulak kepçesi.... |
|
| journalism | i. gazetecilik, gazete yazarlığı; gazete ve mecmua yayını, basın.... |
|
| trilobite | i. bedeninde üç bölme bulunan ve şimdi soyları tükenmiş olan deniz böcekleri takımından bir hayvan.... |
|
| postilion | i. soldaki beygire binerek araba ve özellikle posta arabasına sürücülük eden kimse.... |
|
| serpent | yılan iblis yılan gibi hain adam eskiden kullanılan yılankavi bir nefesli çalgı |
|