 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | unwonted | s. 3det dışl, alışılmamış, nadir .unwontedly z. alışılmamış şekilde.... |
| | bollard | i., den. iskele babası, duba.... |
| | cerecloth | (i). çoğunlukla kefen olarak kullanılan mumlu bez.... |
| | transfer | i. nakil, havale, transfer, geçirme; devir, feragat; naklolunan veya geçirilen şey; çıkartma; telgraf havalesi; aktar... |
| | crunch | (f)., (i). çatır çatır çiğnemek; çatırtı ile ezmek; (i). çatırtı, ses; (k).dili güç durum. in the crunch paçası sıkışınc... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | herif | fellow (derogatory. man. husband. beggar. bloke. cuss. dog. guy. swab.... |
| | am | Amplitude modulation; a method of broadcasting in which the desired audio or video signal modulates the amplitude of a '... |
| | şaka yapmak | to joke. banter. chaff. rally.... |
| | ornitoloji | ornitology. ornithology.... |
| | güçlendirmek | strengthen. make strong. support to. beef up. brace. cement. enforce. enrich. exalt. reinforce. soup up. steel. tone up.... |
|
|
|
 |
|
 |
|