| English | Türkçe | | castigate | (f). paylamak, kakımak, azarlamak; kınamak. castiga'tion (i). paylama, azarlama. castigator (i). paylayıcı kimse.... |
| | necklace | i. gerdanlık, kolye.... |
| | reluctivity | i., fiz. elektrik cereyanına veya mıknatıslanmaya karşı direnç derecesi.... |
| | denticular | (s). dişleri olan. denticulated (s). diş1i.... |
| | bark | (i)., (f). havlama, köpek havlamasına benzer ses; (k.dili). öksürük; (f). havlamak; havlamaya benzer sesler çıkarmak; yü... |
| | annunciate | (f). ilan etmek, tebliğ etmek, bildirmek.... |
| | niche | i., f. heykel veya benzeri için özellikle duvarda bir oyuk, hücre; mevki, uygun yer; f. hücreye yerleştirmek, uygun yer... |
| | continual | (s). sürekli, ardı arkası kesilmez, daimi, mütemadi; sık sık. continually (z). mütemadiyen.... |
| | extension | (i). uzatma, uzama, genişletme, büyütme, uzatılma, genişleme; (tıb.) kemik veya kasları yerine oturtmak için çıkık bir u... |
| | fatidic | kehanet kabiliyeti olan gaipten haber veren geleceği önceden haber verebilen |
|
|