 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | delay | (f)., (i). ertelemek, tehir etmek, sonraya bırakmak, alıkoymak, geciktirmek, maniolmak; gecikmek, geç kalmak; (i). tehir... |
| | compromise | (i)., (f). uzlaşma, uyuşma; bazı şeylerden fedakârlık ederek varılan anlaşma zemini; (f). uzlaştırmak, bazı şeylerden fe... |
| | chaw | (f)., (i)., (Ieh). çiğnemek: (i). ağız dolusu.... |
| | loam | i., f. içinde organik maddeler olan kum ve kil karışımının meydana getirdiği gevşek yapılı toprak; kuvvetli toprak; tu... |
| | sob | f. (-bed, -bing) i. içini çekerek ağlamak, hıçkırarak ağlamak, hüngür hüngür ağlamak; hıçkırır gibi ses çıkarmak; i. ağ... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | daha iyi | better. preferable.... |
| | buralı | native of this place.... |
| | korgeneral | lieutenant general.... |
| | itiraf | acknowledgment. admission. confession. acknowledgement. allowance. avowal. recognition.... |
| | sinüs | sinus.... |
|
|
|
 |
|
 |
|