 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | expressman | (i). nakliyat şirketi memuru; nakliyat arabacısı.... |
| | light | i. ışık, aydınlık, ziya, nur; ışık veren şey; idrak veya akıl nuru; dünyaya ışık saçan kimse; aydınlık, pencere veya t... |
| | fusee | fuzee i rüzgârda dahi kullanı labilen kibrit; saat kurgusu zincirinin sarıl dığı kuçük çark; demiryollarında kullanıl... |
| | twinning | i. ikiz doğurma; iki şey veya kimsenin birleşmesi; iki kristalin birleşmesi.... |
| | abominate | (f) son derece iğrenç kabul etmek, istikrah etmek, nefret etmek abomina'tion (i) iğrenme, istikrah, nefret; iğrenç... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | geri tepmek | to recoil. to kick. back fire. rebound.... |
| | ki | Energy, Breath, Spirit. 'energy / force of life', like the Chinese 'chi'. spirit, life force or vital energy. 'energy' o... |
| | kabız | costive. stoppage.... |
| | hamal | porter. coolie. carrier.... |
| | kuruntulu | apprehensive. anxious. vapo u rous. visionary.... |
|
|
|
 |
|
 |
|