 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | granary | (i.) tahıl ambarı; çok tahıl yetiştiren bölge.... |
| | actual | (s) gerçek, hakiki, asli, asıl, fiili; şimdiki. actual'ity (i). hakikat ac'tualize (f). gerçekleştirmek, hakiki kılm... |
| | arrive | (f). gelmek, vâsıl olmak, varmak, ulaşmak, yetişmek. arrival (i). geliş, varış; gelen kimse.... |
| | peachy | s. şeftali gibi; (eski), (argo) mükemmel, âlâ.... |
| | pad | i. ufak yastık gibi şey; zool. bazı hayvanların yumuşak tabanı; kağıt destesi,bloknot, blok; ıstampa; nilüfer çiçeğinin ... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | akik | agate.... |
| | teamül | established practice. customary way of doing things. precedent. sanction by usage.... |
| | veli | guardian. parent. protector. saint evliya. ermiş. eren. guardian.... |
| | fosil | fossile. fossil (n , adj. matrix.... |
| | gala | gala. gala. premiere. first night.... |
|
|
|
 |
|
 |
|