 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | grenadier | (i.) eskiden el bombası atan asker; (ing.) hususi bir alaya mahsus nefer; (zool.) Güney Afrika'ya mahsus bir çulha kuş... |
| | overmatch | f. üstün gelmek, yenmek.... |
| | weak | s. zayıf, kuvvetsiz, mecalsiz, takatsiz; hafif, dayanıksız; metanetsiz; sebatsız; akılsız, şaşkın; eksik; hükümsüz; fot... |
| | chicken | (i)., (s)., (f). piliç, tavuk; tavuk veya diğer kümes hayvanlannın eti; (k.dili). toy kimse; (A.B.D.)., (argo). genç ... |
| | lefty | i., k.dili solcu veya solak kimse.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | gevezelik | cackle. chat. clack. froth. gab. gabble. garrulity. gossip. idle talk. milk water. natter. prate. prattle. yap.... |
| | satın almak | saten. satensı. dümdüz. pürüzsüz ve parlak. saten. atlas. pürüzsüzleştırmek. perdahlamak. parlatmak.... |
| | tasnif | classification. assortment. rating.... |
| | yen | The yen is equal to 100 sen. the basic unit of money in Japan; equal to 100 sen.... |
| | gelecekçilik | futurism.... |
|
|
|
 |
|
 |
|