 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | privilege | i., f. ayrıcalık, imtiyaz; özel izin, müsaade, ruhsat; görev dolayısıyle muafiyet; hak; f. imtiyaz vermek; muaf tutma... |
| | espousal | (i.) kabullenme, benimseme; evlenme, nikâh; nişanlama, nişanlanma.... |
| | home | (f). bir hedefe doğru gitmek; bir hedefe doğru rota tayin etmek (roket, bomba, mermi); yerleştirmek, iskân etmek.... |
| | thatch | (i.), (f.) dam örtüsü olarak kullanılan saz veya saman; yaprakları dam örtüsü olarak kullanılan birkaç çeşit hurma ağac... |
| | jurist | i. hukuk ilmi uzmanı; hukuki eserler yazarı. juris'tic(al) s. hukuka veya hukukçuya ait. juristically z. hukuk bakımın... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | şerbet | drink. beverage. liquor. soft drink. nectar. emulsion. grout. lay. candy. sherbet. sorbet.... |
| | havra | synagogue. synagogue sinagog.... |
| | bıyıklı | mustached.... |
| | madenci | coal miner.... |
| | oma | grandma , granny.... |
|
|
|
 |
|
 |
|