 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | fiddlestick | (i). keman yayı; saçmalık, boş şey. Fiddlesticks! ünlem, eski Saçma!... |
| | pettifog | f. (-ged,-ging) teferruata boğulmak; hukuki işlerde hile yapmak; ufak tefek hukuki işlere bakmak.... |
| | white | s., f. beyaz, ak; renksiz, sararmış, soluk, solgun; lepiska, san; gümüşten yapılmış boş,yazısız, saf, lekesiz: beyazlar... |
| | recessive | (s.), (i.) geri çekilme eğiliminde olan; (biyol.) dominant olmayan (vasıf), resesif; (i.) diğeri tarafından bastırılan ö... |
| | proliferous | s. üretken; bot. tomurcuklar verme suretiyle çoğalan. proliferate f. çoğalmak, üremek; bot. tomurcuk vererek çabuk ço... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | arena | arena. bullring.... |
| | hat | The enzyme responsible for the acetylation of lysine residues on histone tails.... |
| | anımsamak | recall. recollect. relive. remember. think. to remember. to recall. to recollect hatırlamak.... |
| | hep | all. always. all the time. every time. evermore. routinely. ever. all. wholly. omni-.... |
| | lamel | cover glass. lamella. lamellar.... |
|
|
|
 |
|
 |
|