 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | uplift | i. arazi çıkıntısı; jeol. yeryüzü kabuğunun kabarması; yüceltme, manevi yükseliş; iyileştirme.... |
| | lull | f., i. sakinleştirerek uyutmak, uyuşturmak, teskin etmek; uyuşmak, teskin olunmak, sükun bulmak; i. muvakkat sukunet; a... |
| | popcorn | i. patlamış mısır, cin mısırı.... |
| | kicker | i. vuran şey veya kimse;( A.B.D.), k.dili şikâyetçi, yakınan kimse; (A.B.D.), (argo) meseleyi veya tartışmayı etkileye... |
| | disutility | (i). kullanışsızlık, faydasız oluş; zararlı oluş.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | yumulmak | dig in.... |
| | ihtilaf | disagreement. controversy. difference. dispute. discord. disunion. disunity. scission. strife. dissension.... |
| | albümin | albumin.... |
| | mektup zarfı | envelope. letter cover.... |
| | para kesesi | pouch.... |
|
|
|
 |
|
 |
|