 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | heave | (f). (d veya hove) büyük bir güçle atmak veya fırlatmak; kaldırmak, çekmek; yukarı kaldırmak: yükseltmek, kabartmak; ... |
| | katydid | i. Amerika'da çok bulunan yeşil çekirgeler familyasından ve on ayakları ile tiz bir ses çıkaran böcek.... |
| | conservative | (s)., (i). tutucu, muhafazakâr; ıIımlı, mutedil; (i). tutucu kimse; koruyucu madde. Conservative (i). (ingilterede) M... |
| | easterly | (z)., (s). doğuda, doğuya doğru; (s). gündoğusuna bakan, doğudan esen .easterly wind gündoğusu.... |
| | autopneumatic | (s). hava basıncı ile kendiliğinden hareket eden.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | koruma | protective. protection. defending. guarding. keeping. preservation. conservation. escort. guard. bodyguard. lifeguard. c... |
| | kaza | crack-up. accident. mishap. misfortune. misadventure. borough. casualty. crash. district. fatality. incident. smash. sma... |
| | klima | air conditioner.... |
| | kanatlanmak | wing. to develop wings. to take wing. to be overjoyed.... |
| | turunç | bitter orange. seville orange.... |
|
|
|
 |
|
 |
|