 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | flagellate | (f). kırbaçlamak, dövmek. flagella'tion (i). kırbaçlama, dövme, dayak atma; dövünme.... |
| | micrograph | i. çok ufak yazı veya resim yapmaya mahsus bir alet; mikroskopta görüldüğü hali ile resim.... |
| | cowhide | (i)., (f). inek derisi; (f). dövmek.... |
| | corybant | (i)., (mit). Sibel tanrıçasına ayin esnasında refakat eden ruh veya ilâh , Sibel rahibi.... |
| | loop | i., f. ilmek; ilik halkası; ırmağm yılankavi aktığı yer; kroşe ve örgü işlerinde bir ilmek; doğum kontrolü için dölyat... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kocatmak | to put years on sb. to age.... |
| | rami | Throwing seven pebbles or small stones at Jamarat on Eid day, the 11th and the 12th of Thil Hijjah.... |
| | kımıltı | slight movement.... |
| | film | A slender thread, as that of a cobweb.... |
| | tahsilat | collecting.... |
|
|
|
 |
|
 |
|