 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | variant | s., i. farklı, değişik: dönek; değişken; i. başka şekil; varyant; değişen şey.... |
| | reef | (i.) resif, döküntü, kayalık, deniz yüzeyi ile beraber veya yüzeyin hemen altında bulunan kayalar. reef'y (s.) döküntül... |
| | gull | (f.), (i.), eski aldatmak, dolandırmak; (i.) ahmak ve kolay aldanır kimse, saf kimse; hile, oyun.... |
| | radiocarbon | i. radyoaktif karbon izotopu.... |
| | steam | f. buhar salıvermek; buğulamak: buharda pişirmek; buğusu çıkmak, dumanı çıkmak, buram buram tütmek, islim halinde çıkm... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | slip | Any covering easily slipped on.... |
| | frape | A crowd, a rabble.... |
| | bot | Short for robot, this term is often used interchangeably with 'intelligent agent ' It is a tool for sifting through data... |
| | print | To transfer written matter or design to an object, usually by means of a stamp, die or printing press, with ink as the m... |
| | sünger | sponge. foam rubber.... |
|
|
|
 |
|
 |
|