 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | prevaricate | f. yalan söylemek; kaçamaklı cevap vermek, kaçamaklı sözle aldatmak. prevarica'tion i. yalan. prevaricator i. yalancı ... |
| | cutaneous | (s)., biyol deriye ait, cilde ait, cildi.... |
| | revival | i. yeniden canlanma, taze hayat bulma; ayılma, kendine gelme; yeniden revaç bulma; uyanma, uyanış; yeniden uyanan merak... |
| | sundrops | i. (çoğ. -drops) akşam çuhaçiçeği, bot. Oenothera.... |
| | mind | i. akıl, zihin, dimağ, kafa; hatır, hafıza kuvveti; fikir, düşünce; zeka, idrak; istek, murat, arzu, meram; şuur; üst... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|