 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | burnout | i. roketde yanmanın bitmesi.... |
| | flag | (i)., (f). (ged, ging) bayrak, sancak, bandıra, flama; köpek veya geyik kuyruğu; (müz). çengel; (f). bayrak çekmek, bay... |
| | sentimentalize , (ıng.) ise | (f.) aşırı hassasiyet göstermek.... |
| | discrepancy | (i). ayrılık, zıtlık, ihtilaf, başkalık. discrepant (s). farklı, zıt, muhalif.... |
| | sympathy | i. karşısındaki ile aynı şeyi hissetme, halden anlama, duygudaşlık, sempati, şefkat; his veya yaratılış uygunluğu; (tı... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | çöl | desert. wilderness.... |
| | mescit | small mosque.... |
| | beslenme uzmanı | dietetician. nutrition expert. nutritionist.... |
| | gürlemek | to make a loud noise. to thunder. to roar. to roar with anger. to die unexpectedly. boom. fulminate.... |
| | sıkıştırma | compression. press. squeeze. pressing. squeezing.... |
|
|
|
 |
|
 |
|