 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | driving | (i)., (s). sürme, sürüş, araba gezintisi; (s). enerjik, canlı, tuttuğunu koparan; şiddetli, sert; hareket ettiren, çe... |
| | straiten | f. daraltmak; sıkıntıya düşürmek. in straitened circumstances çok muhtaç vaziyette, büyük darlık içinde, fakir. stra... |
| | geodesic | s. yeryüzü ölçmesi ile ilgili. geodesic dome fabrikada yapılan üçgenlerden meydana gelen ve kubbe şeklinde olan hafif ... |
| | hazardous | (s.) tehlikeli, rizikolu; şansa bağlı. hazardously (z.) tehlikeli olarak. hazardousness (i.) tehlike, riziko .... |
| | portico | i. büyük bir binanın kapısı önündeki direkler altı, revak.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kopek | 100 kopecks equal 1 ruble.... |
| | post | A message sent to a newsgroup.... |
| | hümanist | humane. classical. humanist. classical scholar.... |
| | süs | ornamental. fancy. ornament. adornment. decoration. finery. garnish. make-up. setout. apparel. attire. embellishment. em... |
| | görümce | to show oneself. appear. to seem. husband's sister. wife's sister-in-law.... |
|
|
|
 |
|
 |
|