 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | dredge | (f). üzerine un serpmek.... |
| | carrier | (i). taşıyan şey veya kimse; nakliye şirketi, nakliyeci; (tıb). bir mikrobu kendisi bağışık kalarak başkasına bulaştıran... |
| | babbitt | (i). vaytmetal, mil yataklarında kullanılan bir alaşım; buna benzer herhangi bir alaşım. babbitt bearings bu maden i... |
| | jealous | s. kıskanç, günücü, hasetçi; aşırı titiz. jealously z. kıskançlıkla, hasetle. jealousy i. kıskançlık, günü, haset.... |
| | rub | f. (-bed, -bing) ovmak, ovalamak; sürtmek: sürtünerek tahriş etmek; sürtüşmek; ovup cilâlamak; sürmek; sürtünmek. rub ... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | slip | A portion of the columns of a newspaper or other work struck off by itself; a proof from a column of type when set up an... |
| | sucu | waterman.... |
| | limbo | A border or margin; as, the limbus of the cornea. in Roman Catholicism, the place of unbaptized but innocent or righteou... |
| | efsun | charm. spell büyü. sihir.... |
| | tiftik keçisi | Angora goat.... |
|
|
|
 |
|
 |
|