 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | blindfold | f., s., i. gözlerini bağlamak; salim kafayla düşünmesini engellemek; s. gözü bağlı; düşüncesiz, körü körüne olan; i. göz... |
| | orrery | i. güneş ve gezegenlerin hareketlerini gösteren aygıt.... |
| | calicle | (i)., (bot). bazı çiçeklerde küçük kese, kesecik.... |
| | ventricle | i., anat. beden veya organda boşluk; karıncık. ventric'ular s. karıncıkla ilgili, karıncığa ait.... |
| | integument | i. deri, zar, kabuk, gömlek. integumen'tary s. deri veya kabuktan ibaret.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | çekicilik | allude. appeal. attraction. charm. glamour. lure. magic. magnetism. seduction. attractiveness. allure.... |
| | hop | To walk lame; to limp; to halt.... |
| | bilezik | bracelet. metal ring. handcuffs. collar. thimble. heel ring. annulus. nipple. husk. hoop. retaining ring. clamp. collet.... |
| | hail | Precipitation in the form of balls or irregular lumps of ice.... |
| | zalim | arbitrary. atrocious. bloody-minded. brutal. cruel. cutthroat. daemon. demon. draconian. draconic. fell. fiendish. flint... |
|
|
|
 |
|
 |
|