 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | silentiary | i. sükut ve düzeni korumakla görevli kimse, mübaşir; Roma imparatorluğu'nda devlet sırlarını saklamaya ant içmiş memu... |
| | discography | (i). plak koleksiyonu, banda alınmış bilumum veya seçme müzik parçaları; banda alınmış veya plak haline getirilmiş mü... |
| | nightside | (i.) ay veya gezegenin güneş ışığında olmayan tarafı; herhangi bir şeyin karanlıkta olan yanı.... |
| | womanize | f. kadınlaştırmak, kadınsı hale getirmek, k.dili zamparalık etmek, kadınlarla düşüp kalkmak.... |
| | provost | i. resmi amir; bazı üniversitelerde dekan; İskoçya'da belediye başkanı.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | parçalanmak | break up. disintegrate. come apart. fall to pieces. break to pieces. go splinters. smash. go into splinters. go to piece... |
| | Hanya | Candia.... |
| | link | A bond of affinity, or a unit of valence between atoms; applied to a unit of chemical force or attraction.... |
| | işaret | cue. hint. indication. mark. motion. pledge. precursor. representation. score. sign. signal. spark. stamp. stencil. symp... |
| | mülk | possessions. property. possession. premises. estate. asset. condo. demesne. domain. freehold. hereditament. landed prope... |
|
|
|
 |
|
 |
|