 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | accustom | (f). alıştırmak accustom oneself alışmak, âdet edinmek, itiyat peyda etmek be accustomed to itiyadında olmak , alış... |
| | pariah | i. parya; en aşağı tabakadan biri; toplum dışı bırakılmış kimse. pariah dog Asya ve Afrika'da yaşayıp leşle beslenen ... |
| | though ,tho | (bağlaç), z. her ne kadar ise de, velev, gerçi; yine olsa da; z. bununla beraber, olduğu halde. as though sanki, güya... |
| | cassiterite | (i). kalay cevheri.... |
| | going | (i.), (s.), (f.) gidiş, ayrılış; yolların durumu; (s.) mevcut olan; hareket eden; işleyen; (f.) gelecek zamanı belirten ... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | tenkisat | reduction. diminishing. decreasing.... |
| | bekarlık | celibacy. bachelorhood.... |
| | iman | Faith and trust in Allah.... |
| | ton | One ton equals 12,000 BTUs of cooling per hour.... |
| | okumuş | literate. well-read. learned. educated.... |
|
|
|
 |
|
 |
|