 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | ward,-wards | (sonek) -e doğru, yönünde.... |
| | coseismal | (s). yeryüzünde depremin aynı anda hissedildiği noktaların birleştiği çizgi ile ilgili.... |
| | smite | f. (smote, smitten) vurmak, kuvvetle vurmak, darbe indirmek, çarpmak; şamar atmak; vurup öldürmek; belâ kesilmek; kuv... |
| | calash | (i). bir çeşit hafif atlı araba; açıIır kapanır araba tentesi; kadınların eskiden giydikleri bir çeşit başlık.... |
| | projectile | s., i. fırlatıcı; atmayla meydana gelen; i. mermi, top güllesi, tabanca kurşunu, fırlatılan taş veya mermi.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | abdest | ritual ablution.... |
| | nasıl | how. wherewith. however. wherein.... |
| | davranış | attitude. bearing. behaviour. comportment. conduct. course action. demeanour. deportment. fashion. kind act. melodrama. ... |
| | gezegen | planetary. planet. globe.... |
| | şaklaban | sb who tries to keep everyone amused. clown. cutup.... |
|
|
|
 |
|
 |
|