 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | splendid | s. şahane, fevkalade, mükemmel, a1a; muhteşem, görkemli, debdebeli; parlak. splendidly z. fevkalade birşekilde.... |
| | violable | s. bozulması mümkün; tecavüz edilebilir.... |
| | doe | (i). geyik ve tavşan gibi hayvanların dişisi. doeskin (i). dişi geyik derisi, karaca derisi, buna benzeyen ince deri v... |
| | dine | (f). günün esas yemeğini yemek veya yedirmek; akşam yemeği yemek; ziyafet vermek; yemeğe davet etmek. wine and dine b... |
| | ridiculous | s. gülünecek, gülünç: maskaralık nev'inden: tuhaf, saçma. ridiculously z. maskaraca, gülünç surette. ridiculousness i. ... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | napalm | Napalm is a powdered aluminum soap or similar compound used to gelatinize oil or gasoline for use in napalm bombs or fla... |
| | iğrenmek | to feel disgust at. to be disgusted with. to loathe. abhor. abominate. detest.... |
| | dinlemek | lend one's ear. lend an ear. listen. listen to. hear. obey. attend. follow. hark. harken. hearken.... |
| | antlaşma | compact. pact. treaty.... |
| | semizotu | purslane.... |
|
|
|
 |
|
 |
|