 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | lion | i. aslan, zool. Felis leo: Aslan burcu; Aslan takımyıldızı; göze çarpan kimse veya şey; cesur kişi, aslan gibi adam. l... |
| | b, b | (i). ingiliz alfabesinin ikinci harfi; musikide si'ye karşılık olan yedinci nota; ABD sınavlarda iyi karşılığı olan ... |
| | tag | i., f. (-ged, -ging) ufak sarkık uç; yafta, pusula, fiş, etiket: elbisenin yırtık parçası; piyes veya kitapta gereksiz... |
| | darter | (i). fırlayan kimse veya şey; yılanboynu kuşu , kaz karabatağı, (zool). Anhinga rufa ; ufak tatlı su balığı.... |
| | cross-grained | (s). damarları ters veya kırışık olan (tahta); ters, huysuz.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | harfiyen | completely. exactly. word for word.... |
| | polis | bobby. bull. cop. copper. fuzz. law. pig. police. the police. policeman.... |
| | egoist | egoist. egoistic. egotistic. selfish. egotist.... |
| | başyazar | editor. editorial writer.... |
| | radyoterapi | radiotherapy.... |
|
|
|
 |
|
 |
|