 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | salable , saleable | s. satılabilir, satılma imkanı olan. salability, salableness i. satılabilme, satılma imkanı.... |
| | backboard | (i). arka tahtası, arkalık; (den). filikada kıç aynalık tahtası, aynalık; basketbolde sepetin üzerine tespit edilmiş ... |
| | determine | (f). karar vermek, azmetmek; niyetlenmek, kesmek; tayin etmek, kararlaştırmak, belirlemek; bitirmek; belirtmek; sınırl... |
| | transcendental | s. üstün, faik; fels. deneyüstü, tecrübeden üstün olan; fizikötesi, doğaüstü. transcendental number esas cebir işlemle... |
| | scrunch | f., i. çatırtı ile ezmek, çatırdatmak; i. ezme, eziş.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|