 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | timesaver | i. vakit kazandıran usul, zaman kazandıran aygıt.... |
| | censorious | (s). durmadan kusur bulan, tenkitçi. censoriously (z). durmadan kusur bularak.... |
| | theopathy | (i.) vecit hali, kendinden geçme, dalınç, mistik coşkunluk. theopathet'ic, theopath'ic (s.) vecit halinde olan.... |
| | fish | (f). balık tutmak, balık avlamak, çekip çıkarmak; içinde balık avlamak; tahta veya demir parçası ile takviye etmek, se... |
| | rebuke | (f.), (i.) azarlamak, paylamak, tekdir etmek; (i.) azar, paylama.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | okul çocuğu | school child.... |
| | açık kahverengi | biscuit.... |
| | rom | rum.... |
| | poker | Poker isn't just a card game - it's many card games While no definition is going to satisfy everyone, the majority of po... |
| | darağacı | gallows. gallows mike.... |
|
|
|
 |
|
 |
|