 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | memory | i. hafıza, hafıza kuvveti, bellek, anlak, zihin, hatır; olayları hatırlanan zaman müddeti; hatırlanan şey: hatıra, anda... |
| | unearth | f. yeri eşip çıkarmak; kazı ile meydana çıkarmak; meydana çıkarmak, keşfetmek.... |
| | elector | i. seçmen, seçme hakkı olan kimse; orta çağda Kutsal Roma Germen imparatorluğunda imparatoru seçme hakkına sahip prens.... |
| | imam | i. imam. imamate i. imamlık; bir imamın hüküm surduğu memleket... |
| | might | bak. may.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | sertleştirmek | harden. steel. stiffen. toughen. to harden. to stiffen. to toughen.... |
| | tank | An artificial reservoir for stock water; local in Southwest.... |
| | yükselmek | arise. ascend. climb. heighten. increase. rise. surge. to rise. to ascend. to go up. to mount. to increase. to advance. ... |
| | kesik | cut. disconnected. broken. interrupted. off. cut. gash. incision. scotch. slash. slit. snick.... |
| | kulis | backstage. wings.... |
|
|
|
 |
|
 |
|